Hasan Basri Budak Kimdir

Hasan Basri

İnsanın kendisini anlatması kadar zor bir şey olamaz ama, Hasan Basri Budak kimdir diye sorsanız şöyle bir cevap verebilirim. Annemle babamın karar verdikleri tarihte ailemin 3. çocuğu olarak Malatya’da bu fani dünyaya gözlerimi açmışım. Doğduğum şehirden 6 aylık bir bebekken babamın işi dolayısıyla ayrılmışım. Çocukluğum, henüz 6 aylık bir bebek olarak geldiğim Ankara'da geçti Sonrasında birçok şehir gezdim. İlkokul ve Ortaokulu değişik şehirlerde okudum. Liseyi ise tekrar döndüğümüz Ankara’da bitirdim. Ailemin isteği üzerine üniversite sınavlarına girdim. Sınavdan yüksek bir puan almış olsam da ruhumun sesini dinleyip konservatuara gitmeye karar verdim.

Yüreğinin Sesini Duyurduğu Mikrofonu İle Hasan Basri Budak

Mikrofonla ilk kez henüz 5 yaşında küçücük bir çocukken tanıştım. Çünkü yüreğimin sesini duyurmam ancak mikrofon ile mümkündü. Türkülerle olan sevdam ise, tabiri caizse doğumumla başladı ve hala bu sevda artarak devam ediyor.

1994 yılında çocukluğumdan beri tutku ile bağlandığım mikrofondan sesimi herkese duyurmaya başladım. Ankara Mozaik Radyo, mesleğime ilk adımım oldu. Sonrasında Bursa Radyo Mix’te o çok sevdiğim mikrofonumun başına geçtim. Bu geçiş Türkiye’nin en uzun soluklu programı “Türkü Diyenler’i hazırlayıp sunmama vesile oldu. As TV, İstanbul Radyo Umut derken pek çok radyo ve TV’de program yaptım. Radyo programcılığımın yanı sıra bir dönemde büyük zevk aldığım dublaj sanatçılığı da yaptım.

Buram buram tarih ve mana dolu bu muazzam yeşil şehir benim ufuklara yelken açmamı sağladı.

Ruhumun beni götürdüğü Bursa Konservatuarı, yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen bir sevda ile yaptığım mesleğiminde profesyonel anlamda ilk adımları oldu.

1998 yılında yolum Olay TV ile kesişti.

Tek bir hedefim vardı; “ Bu toprakların mana ve kültürüne hizmet etmek.” Uzun yıllar devam edecek olan Türkü  Diyenler yolculuğumun yanı sıra gençlerin türkü dinlemekten hicap duyduğu yıllarda hem Olay TV de hem Olay FM de hafta içi her sabah türküleri ve kliplerini paylaştığım Sabah Türküsü programını da yapmaya başladım, ama tüm enerjim Türkü Diyenler'di.

O yıllarda henüz çok fazla tecrübe sahibi değildim ancak kendime ve duyguma güvendiğim için bu işi en iyi şekilde yapacağıma inanıyordum. İnancım da beni bugünlere getirdi.

Türkiye’nin tanınmış duayen isimlerini tek tek arayıp Türkü Diyenler programımdan bahsedip davet ettim. Şanslıydım hiçbir sanatçımız davetimi geri çevirmedi ve programa aşkla geldiler. Öyle ki şimdi geriye dönüp 25 yılı aşkın Türkü Diyenler arşivine baktığımda, çok hoş anılar gözümde canlanıyor. Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş, Aşık Mahsuni Şerif, Ali Ekber Çiçek, Cem Karaca, Arif Sağ, Musa Eroğlu, Edip Akbayram gibi daha nice usta isim yıllarca Türkü Diyenler penceresinden benimle birlikte mana ve kültürümüze ses oldular. Ayrıca farklı müzik tarzında kitlelere ulaşan Özdemir Erdoğan, Muazzez Ersoy, Cengiz Kurtoğlu, Umut Akyürek, Fatih Erkoç, Mustafa Keser, Yeni Türkü, Ebru Yaşar, Haktan gibi daha nice sanatçı programa gelerek türküleri kendi duygu ve yorumları ile kendi dinleyici kitlelerine seslendirdiler.

Bu yoğunluk o yıllarda çok isteyerek girdiğim Bursa Konservatuarı’nı yarım bırakmama sebep oldu.

Tipik bir yay burcu olduğum için açıkçası en baskın tarafım durduğum yerde duramamam. Mutlaka bir şeyler yapmam, üretmem, kendime ve etrafıma renk katmam lazım. O nedenle Türkü Diyenler programımı yaparken aynı zamanda pek çok TV programlarına da imza attım. “Yolda bizim yolcuda…” sloganıyla kadim Anadolu’yu karış karış gezerek kültürel mozaiklerimizi Gezgin isimli programla ekrana taşıdım.

2004 yılında toplam 7 yıl süren türkülerin ve müziğin özel seslerini müzik dinleyicisi ile buluşturan ücretsiz halk konserleri ve türkü festivalleri yaptım. 2008 yılında TMSF’nin el koyduğu bir Radyo frekansına gelen teklif üzerine Sancak FM isimli bir türkü radyosu kurdum ve dinlenme oranını yükselttikten sonra yönetimini devir ettim.

Hasan Basri Budak Şiirleriyle Ruhuna Üflenen Aşkı Anlatıyor 

Tüm bu mana ve kültür yolculuğumun yanı sıra, kendi sesimi buluşturduğum iki şiir albümüm yayınlandı. 2001 yılında “İçimdeki Ses” ve 2011 yılında “Ve Ruha Aşk Üflendi” albümüm yayınlandı. İnsan yaratıldı ve yaratılmışların en özeli oldu. Onu farklı ve özel kılan tek şey, Ruhuna Aşk üflenmesiydi. Bu albümüm ruhuma üflenen aşkı, söze ve dile döktü.

2014 yılında türkülerin sevilen sesi Turgay Başyayla’nın 7 isimli albümünde bulunan Başımda Bir Sevda Döner isimli türküye Mevlana Celalettin Rumi’nin Gel Ey Sevgili şiiri ile eşlik ettim.

2014 yılında, müzik dünyamızın kahramanlarını ve onların bilinmeyen merak edilen yönlerini “Söz ve Müzik” TV programıyla izleyicilerle buluşturdum.

İçimde bitmek tükenmek bilmeyen mana aşkı, beni kutsal topraklara yolculuğa çıkarttı. Bu yolculuğu ve mana dünyamda biriktirdiklerimi 11 ayın sultanı Ramazan ayında “Kutsal Topraklara Yolculuk” ve “Sultanı Zaman” programlarıyla ekrana taşıdım. Mekke ve Medine’de Peygamber Efendimiz (S.A.V.), ashabının, ehlibeytin ayak izlerini sürdüm ve bu mana dolu yolculuğu her yıl Olay TV’den izleyicilerimle buluşturdum.

2015 -2016 yılları arasında, bir nebzede olsa sır perdelerini aralamak istedim. İnsan öyle bir varlık ki tabiri caizse, “Okyanusta bir damla değil, bir damlanın içindeki okyanus.” Bu okyanusu ortaya çıkarmak hakikatin sırrını anlayabilmek, perdeleri aralayabilmek için hakikate ömrünü adamış konuklarımla “Sır” programımı yaptım.

2015 yoğunluklar yetmezmiş gibi Radyo sevdamı ihmal ettim duygusallığı ile Radyo 7 de yine çok özel seslerle birlikte türküleri paylaştım.

Kanal D de yayınlanan X Factor ses yarışmasında muazzam sese sahip biri dikkatimi çekti. Henüz yolun başında olan bu gencecik isimle 2015 yılında yollarımız kesişti. Bu kişi bugün tüm Türkiye’nin beğenerek ve hayranlıkla dinlediği isim Cumali Özkaya idi.

Yıllarımın bana kattığı bilgi ve birikimlerimi Cumali Özkaya gibi bir sese ve karaktere aktarır ve onu destekler, yönlendirirsem Anadolu’nun sesi olacağına inandım. Bu inanç, Televizyon yapımcılığı üzerine kurduğum Hasan Basri Yapım şirketine müzik yapımcılığını da eklememi sağladı.

2016 yılında Cumali Özkaya’nın ilk albümü “Yol”u çıkarttım. “Yol” albümünü, “Tekirdağ’ın Üzümü” “Aynalar” ve “Sevdalandım” single’lerı izledi.

2016 yılında bu toprakların mana ve kültürüne ömrünü adayan Prof. Erol Parlak ile birlikte “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane.” diyerek gönül sohbetleri gerçekleştirdiğimiz “Türkülerin Dili” isimli programa imza attık.

2016 yılında dünyaca ünlü tenor Hakan Aysev ve Cumali Özkaya’nın aynı sahnede türkülere ses oldukları Tenorca Türküler projesine imza attım.

2017 yılında yaptığım “Tramvay Sohbetleri” programımda, tramvay yolculuğu eşliğinde farklı meslek dallarında rol model olmuş konuklarımla hayata ve insana dair yaptığım sohbetleri Olay TV aracılığıyla izleyenlerle buluşturdum.

2018 yılında TRT’de yayınlanmaya başlayan ve büyük ilgiyle izlenmeye devam eden “Türkühane” programını hazırlayıp sundum. Türkühane’de, hakikati ve manayı misyonum ve vizyonumla birleştirerek ülkemizin en özel sesleriyle türküler eşliğinde aktardım.

2018 Televizyon ve Radyo yayıncılığının dijital yayıncılığa evrilmesi ile birlikte Youtube yayıncılığına başladım.

2019 yılında, içinde 11 değerli ismin yer aldığı "Bizden Türküler" isimli albümü çıkarttım. Bu albümde yer alan birbirinden özel 11 vokalist bu toprakların mana ve kültürünü yansıtan yapı taşlarından biri olan türkülerimize sesleriyle renk kattı.

TV, Müzik yapımcılığı ve prodüktörlüğümün yanı sıra çağımızın vazgeçilmezi olan dijital dünya ve sosyal medya konusunda uzmanlaştım. Google partner ajansı olarak birçok sanatçı, firma ve kuruluşa dijital mecralarda ve sosyal medya alanında destek vermeye başladım ve devam ediyorum.

İşte tüm bunların yanı sıra asıl ve en önemlisi ben bir hayat yolcusuyum… Yolculuğumda edindiğim bilgileri paylaşmayı seviyorum.

Fuzuli’nin çok sevdiğim bir dizesi vardı; “Ey gönlüm kuşu, aşk fezâsında gâfil gâfil uçup gezme. Zîra bu aşk sahrasının yollarında çok avcı vardır.” Yani, aşığın gönül kuşu zaten aşk deryasında gezecektir. Fakat hakikati görmeden, bilmeden gezerse aşk çölünde birçok güzellikler onu avlayabilir. Hakikî güzellik yolundan alıkoyabilir. Bu nedenle aşk çölünde gaflete yer yoktur.

Yaşadığım sürece kendim dahil tüm yaratılmışların mana ve kültürüne bir şeyler hatırlatabilirsem ne mutlu bana… 

YUKARI